31 Temmuz 2009 Cuma

Bir Evim Olsun İstiyorum

Şu sıralar işe gitmeden önce denk geldikçe evde nickelodeon izlemeyi falan çok seviyorum nedense.Bu çizgi filmlerin arasında çıkan reklamlar da ilgimi çekiyor,o kadar mal reklamlar ki çoğu böyle gıcık oluyorum.Küçük veletlerin iştahını kabartacak cinsten reklamlar bunlar,özellikle de oyuncak reklamları off...Geçmişte ben de böyle reklamların kurbanı olmuştum,aklıma o geldi..

Elime Sindy bebeğin yapışık olduğu dönemler...Okul yok iş yok güç yok.Salak hayaldünyamda en güzel kız Sindy.Her çeşitten Sindy'yi alıp ,onlara paralı gün yapmak falan istiyorum;ama kolay olmuyor tabi o zamanlar orjinal sindi almak...Özel günlerde gelirse ne ala...Neyse yavaş yavaş birsürü Sindy im olmaya başlamıştı,sonra baktım dergide Sindy nin bir de erkek arkadaşı, Ken diye ipne kılıklı birşey var.Erkek Sindy aratır oldum anneme ,almadılar sahte sindinin saçlarını 2 'ye vurdum kendim .Annemin saç boyasıyla saçını koyuya da boyadım.Ama hala Bir Ken yaratamamıştım çünkü bicikleri olduğu gibi durmaktaydı önceki kızcağızdan.Yüzündeki makyajı da silemedim.Başarısız bir dönüşüm olmuştu...Neyse annem günün birinde sana Ken aldım diye bir geldi ama o da ne ?? Erkeksi ,seksi ,maço erkek bir oyuncak bebek beklerken, annem,hayalimin tam tersi olan , pembe pullu kıyafeti olan 'balet' bir Ken getirmişti bana.Çok sinir olmuştum tan sağtürk maço kalır o bebeğin yanında o kadar ibilişti...

Aylar geçti...Artık sindilerim gün yapacak kadar kalabalıklardı hatta arasında çocuğu olanı bile vardı ...Ve bir de pembe buz patencimiz Ken ...Baktım bu kızların evi de varmış meğersem.Tv de ,gazetede reklamları görüp ağzımın suyu akıyordu..Bu sefer annemlerin başını Sindy evi isterim diye yemeye başladım(komşu kızı Aşegül de öyle))..Artık Sindy duymaktan korkar olmuştu babam...Neyse her gün belirli aralıklarda annemin kafasını yedikten sonra ,artık Sindy min evinin olacağı müjdesini almıştım.Nasıl da sevinmiştim..Bir akşamüstü bubam elinde çıtalarla eve gelip,çat çat bişeyler çakmaya başladı.Çıtalardan küp şeklinde bir iskelet oluşturdu büyükçe,sonra da annem pembe elyaf kumaşla etrafını kapladı ertesi gün...Artık gazetede gördüğüm süper lüks(!) Sindy dairem hazırdı..Hiç sevinememiştim çünkü gazetede gördüğüm plastik eve benzemiyordu bu hiç...Baya gıcıklık yapıp o evi yıkmak istemiştim..Sindy ler çok havalı oldukları için zaten bir gün bile o evden içeri girmedi aşifteler.Ben girip içeriye oturuyordum,o daha güzeldi.Komşu kızı Ayşegül de hemen benim gecekonduyu görüp babasına söylemiş.Sanayide de onun için çakma bir sindi evi yaptırılmıştı heheh..

Ya şimdi düşünüyorum da ,annemler ne kadar yaratıcılarmış sağolsunlar.,Bana o saçma evi almadılar diye çok gıcıklık yapmıştım.Aptal ben...Diyeceğim o ki,çocukları yaratıcılıktan uzaklaştırmamak lazım...Reklamlar veletleri hipnotize edebiliyor vallahi.Akıllı çocuklar varsa reklamlara kanmayan,sözüm onlara değil tabi...Babacığıma da geç kalmış bir teşekkür :)

30 Ocak 2009 Cuma

Öremeyen Bayan


Neden birçok genç kızımız, sevgili bulunca,o kişiye atkı bere örme isteği duyar?Hani çevreme bir bakınca,sevgilisi olup da, o erkeg evladına yünden herhangi bir eser yaratmamış dişi yok resmen...

Efendim,sevgilicağzımın ağzından bir olayı kaçırması ile aslında ev hanımımsı özelliklerimin ne kadar gelişmemiş olduğunu anladım ve kendimi kötü hissettim.Neymiş efenim,bu sevgilimin eniştesine göre; ben neden O'na bir örgü örmemişim,o çocuğun bir öreni yok muymuş...Sevgilüm de benden örgü gibi bir beklentisi olmadığını,ben hırs edip birşey örsem de onu güzel öremeyeceğimi söylemiş..Sevgilim ve onun acımasız sülalesi :D buna gülüp eğlenmişler. ..Aslında tüm bunları duymadan önce ben sevgiliciğime uzun bir süredir isteyip durduğu tarzda bir bere örmeyi planlamıştım,eniştesi bu kararımı hızlandırmış oldu.İtirafın burasında hoop noluyoruz diye araya girdim...Artık değişimi başlatmam gerek diye düşündüm içimden sinsice..Ulen dedim sana ve o eniştene birer bere örüp başınıza giydiricem şu yarıyıl tatilinden sonra emi dedim..Ve de çok güzel örücem tamam mı dedim??Benimkisi, benim bu işlerde tarağım olmadığını gayet iyi biliyordu ama birşeyi çoook istersem Derya Baykal rolüne bürünebileceğimi bilmiyordu işte...

Sonuç olarak gaza geldim..Sevgilime kendi yarattığım bereyi giydirmek hırsı ile gittim yünler aldım...Çevremdeki en mal kızların bile yaptığı kuru poğaçalar millete çok lezzetli geliyordu,onlar atkı bere örebiliyorlardı güzelce,benim neyim eksik be?..Ah ulan ,ben de yaparım ki peehh deyip ,yeminimi bozup annemden örgü örmeyi öğrendim...Annem pek şaşkındı ama mutluydu da bu duruma.Akşamları oturup örgü alıştırması yaptım şişlerle.Günden güne filmlerdeki gibi geliştiğimi hissediyordum artık bere için hazırdım...Başladık bereye falan ,ancak şöyle bir sorun vardı:Ben çok süper ördüğümü düşünürken ,annem geliyor ,aralarda oluşmuş kocaman deliklere bakıp bana kızıyordu,bence güzel gözüküyorlardı (düz örgüde öyle arada delik felan olmazmış,bir de ilmik kaçırıyormuşum,bence şişin hatası yoksa ben biliyorum ki örmeyi)..

Her sabah uyandığımda şişlere bağlı örgümün önceki geceki görüntüsünün biraz değiştiğini farkeder olmuştum,yani süper örüyordum zaten ama sabahları daha da güzelleşiyordu o ilmikler.Annem neyini beğenmiyor bunun be;deyip örgüme devam ediyordum akşamları..Annemi tembihlemiştim asla benden gizli örgüme devam etmemesi için...Çünkü bu benim sevgilime yaptığım birşeydi,yani bana özel olmalıydı...Annem gitsin babama örsün çok istiyorsa...Ama gelin görün ki ,annemi bu sabah örgümü bozup,tekrardan gizlice örerken bastım!!!Acaba bu işi kaç kez yapmıştı çakal ?!! ..Meğersem bu canım annem,sevgilim örgümle dalga geçmesin diye ,benim farkedemeğim hataların bir bölümünü düzeltmek istemiş...Bunu söyleyince bir duygulandım ah anne diye..

Evet,bereyi örmeye resmi olarak ben devam ediyorum ama örgümün artık pek bir düzeltmeye ihtiyacı kalmadı.Bir an önce sevgilimin beresini takmasını istiyorum.Ama tövbe bir daha eniştelerin lafının gazına gelip ,örgü örmeye falan başlamayacağım.Kızların ilişkilerinin bir bölümünü 'Sayın Ören Bayan' olarak geçirmesi ne komikmiş .. ya da öremeyen bayan olmak..böhhü işte o benim :/..

21 Aralık 2008 Pazar

ÇÖPÇÜ

Şu an çok korkuyorum...Biraz önce gördüğüm şeyler gerçek olamaz ya ...

Efendim ,ben bu sene deli gibi ders çalışır oldum.Çünkü mezuniyetime bir buçuk yıl kaldı ve derslerime adam gibi çalışmam lazım. İşte bu yüzden,2 yıl önünden bile çok az kez geçtiğim yurdumuzun çalışma odasının müdavimi oldum bu sene...Çalışma odamızdan bahsetmek gerekirse,dağınık ,içinde birsürü kızın süslü (barbi li bile olanı var) masa örtüleriyle ,tüylü kalemlikleri ve renkli notluklarıyla döşedikleri masaları olan bir oda bu.Tam ortasında ise 16 kişilik yemek masası var .Bu kocaman masa bana evimin salonunu hatırlatır hep ,konudan sapıyorum yine ya..İşte bu şirin odanın 2 azılı müdavimi daha varmış benden önce,şimdi son seneleri üniversitede.Gerçi ben onlardan çok çalıştım bu sene . Neyse efendim bu ikiliden birisi aynı hayko cepkin gibi birisi(ama yaprak dökümü izleyen sarı saçlı ,sevimli bir hayko cepkin tipinde ) şu an aşağıda çöpçülerin birazdan alıp götüreceği çöp torbaları üzerinde çatır çutur yürüyor!Bu torba dağı üzerinde onu görünce ,acaba birşeyini mi kaybetti acaba diye düşündüm ama sanki bu yürüyüşten ay üzerinde yürüyormuşçasına hain bir zevk aldığını hissettim ;çünkü birşey aramıyordu ve halinden gayet memnundu.O pis çöp torbaları etrafında buranın ayı sokak kedileri bile dolaşmaz,o kızın orada işi ne ?
Sevgili çalışma odamın haykosunu gülerek gizlice izledim ...Ama o kızı bu hallere düşüren şey ya beni de pençesi altına alırsa?Ne de olsa çalışma odasında ikimiz kapışıp duruyoruz...Birazdan o kızın yanındaki çalışma masama geri dönüp ,onunla kıç kıça ders çalışacağım...Tanrım,çok korkuyorum ...

15 Kasım 2008 Cumartesi

Gıcık


Dün bir sinirle yanından ayrıldım,gitmemi istemedin,sonra da bari seni bırakayım dedin..Ben en gıcık halimle ''Kendim ,mözik dinleyerek gidicem!'##&%#'' deyip,arkama bakmadan gittim. Sana hakkaten ayıp ettim,senden ayrıldıktan sonra dinlediğim müzikten de pek bir keyif almadım.

Neyse okulda servislere doğru yürürken,her zaman altında oturduğumuz çam ağacımızın altında bu sefer iki genç kız yatıyordu.Onlara sinir oldum; orası bizim piknik alanımızdı çünkü.Orada ne dürümler yemiştik...Koşup oynamıştık ,güç gösterilerinde bulunmuştuk birbirimize,ısırgan otlarına oturtmuştun beni bir kere ,acısı kaç gün geçmemişti;gerçi bilirsin seni hep yenerdim kavgada dövüşte(şakaaa) ..Bir kere de bir kedi gelip ,kinder yımırtamın sarı topumsu şeyiyle pata küte oynamıştı önümüzde,ne güzeldi ya..Bunları düşünürken tunalı servislerine varmıştım,hala sinirliydim ama.Serviste otururken hayatımı böyle sinir harpleriyle geçirmek istemediğimi düşündüm;ama bazen engel olamıyordum işte.Böyle keşke hayatıma müdahele edebilen bir 'Dış el' olabilse,mesela ben çok sinirliyken kucağıma pat minik bir kedi verebilse..Çünkü kedicik benim o pis elektriği hübş diye çekecek ve ben onu severken dünyanın en iyi kalpli insanı olacağım..Bu hayvanlar yıllardır benim ilacım olmuşlardır çünkü. Bunu ciddi ciddi istedim,sponge bob başlangıcında ,o donuyla gözükürken ona pantalonunu giydiren şipşak el var ya,ben ondan istiyorum tanrım mümkünse..Sinir katsayım artmaya başladığında ,o el gelsin bir kedi bıraksın kucağıma,ah hep huzurlu,mutlu olabileyim böylece.....Senden de özür dilerim canım ...

4 Kasım 2008 Salı

Mola Zamanı

Çok sıkıldım sevgili Erikli su.Şu an karşımda pencerenin önünden beni izliyorsun.Of organik sınavım var yarın;herşeyi kitabımdaki gibi moleküller gibi görmeye başladım ,yeter artık...Şimdi senin resmini çizdim ;bence çok güzel bir plastik şişesin.

Aslında Erikli cim,senin yanında kocaman 1,5 litrelik hayat su duruyor tüm heybetiyle bitmiş bir şekilde;ama senin tadın onda yok ki...Seni sevdiğim gibi onu sevemiyorum bir türlü.Şimdi de Sırma su içtim ;anam bunun tadı da güzelmiş he! Neyse ama Eriklicim ,sen en iyisisin.Şu sıkıntılı sınav zamanlarımda çalışırken bana umutla bakan hep sen oldun,sırtımı sıvazladın ..

Sevgili Ben;şu sınav haftasında, çalışma odasında oturmuş karşımda duran üç su şişesine mektup yazarak,çok çalışmaktan olsa gerek, kafayı sıyırdığımı garantiledim.
Neyse Eriklicim nerede kalmıştık ...

21 Ekim 2008 Salı

Tok Evin Aç Kedisi


Geçenlerde hayatımın en mızmız kedisiyle tanıştım.Kendisi pek sevimli,siyah-beyaz kedi grubuna mensup ve Batman gibi suratı olan bir kediydi.Ancak bu şirin kedinin hiç de hoş olmayan bir huyu vardı:O da durmadan bağırırcasına miyavlamasıydı!Gariban öğle vakti acıkmıştı anlaşılan ;çöp kutularının içinden, üzerine et yağı sinmiş kağıtları bir yandan yemeye çalışıp,bir yandan anırmaya çalışıyordu..Hemen Ubuk ona süt almaya gitti.O sırada bu kağıdı yedi resmen ve kağıdın bir bölümü ağzına yapıştı .Rüzgarda sallandı falan kağıtçık ve kedi rezil rüsva oldu ,herkes onunla dalga geçiyordu çünkü..Sonra bağırarak gitti ve merdivenlerde yokoldu.
Ubuk elinde süt ile geldiğinde ortalıkta kedi medi yoktu..Neyse zavallı kidi utandı herhalde diye düşündüm.Aramaya başladık kediyi süt içer belki diye…Bulamadık.Ben de sütü severim ,ver de içeyim dedim ubuk a .İçerken ,bu süt kedinin hakkıydı diye üzüldüm içten içe ama sonra bir baktık,bizim kedi üniversiteli gençlerin yanına oturmuş(adana dürüm yiyorlardı hepsi),onlarla demleniyordu ve çıtı çıkmıyordu,doyurmuş karnını belli ..Onun adına sevinip ,oradan uzaklaştık diye bu hikayeyi bitirmek isterdim ama bitmiyor daha..

O olaydan 45 dakika sonra,oturmak için bahçeye gittim ve bahçeye yaklaştıkça daha deminki kedinin sesini duymaya başladım..Eee bunun karnı toktu ama daha yeni adana yedi ki neden neden diye şaşırdım.Bu batman kılıklı gelmiş,çöp karıştırıyordu yine ve yine anırıyordu…Senin gibi kedi olmaz olsun,git kuş ye diyerek kaçtım yanından..

11 Eylül 2008 Perşembe

GERİ DÖN!!



Evet,her tatil sonu hüzünlü yazı yazmakta üstüme yoktur.Şöyle veletlikten beri yazdığım yazılara bakınca tatilsonu yazılarımın ne duygusal ama aslında bir o kadar da komik olduklarını gördüm...Tarih 14 eylül 1997,iğrenç bir pazarmış,okullar açılacak diye öyle üzgünmüşüm ki dayanamayıp bir şiir bile yazmışım yine süperötesi geçen tatilim anısına:D...Şimdi yine aynı duygulara kapıldım.Üç güne' Ankara yolcusu kalmasiiiinnn' olacağım ve plazma tvleri olan rahat hatla rahatsız bir yolculuk yapacağım;biletim hazır.Hemen şoförün çaprazında olacağım ve hep gözüm direksiyona, göstergelere falan takılacak uyku uyuyamacağım.Aman neyse... Üniversite öğrencisi oldum ama ilkokuldaki halimden zerre fark yok ya.İnsan şu okul öncesi mutsuzluğunu artık atmalı di mi yani?Hep aynısı oluyor başla bit başla bit...Amaa bölümümü seviyorum o ayrı :)

Of ya bu yaz süper geçti bence;bol bol bol deniz,arkadaşlar ,kasteddler,adrasan,istanbul,....

seni özleyeceğim sevgili yaz tatilim...

Not:Faik:),hepsi geçecek...